Page 25 - Aylık Dergi “Tepe’den” Haziran 2016 - Sayı 12
P. 25

—   işleyip mücevhere dönüştürmek
          Öz Türkçe konuşan dildaşlarımızdan   Direnmeyi bırakıp uykudan uyanmak,
          duyup bugünlerde farkına vardığım   uykusuz kalınan dönemlerin ötesine   —   kuyumcu olmak boynumuzun
          harika bir selamlaşma var:      geçip yeni bir hayatın kapılarını   borcu.
          —   Özünüz nasıl?               aralamak, olayların akışına yön
          —   ? <3 ?                      vermek mümkün.                  Hadi şimdi, içinizdeki Devrimci ÖZ’ü
                                                                          gün ışığına çıkarma zamanı.
          İnsanı mıhlayıp düşündürüyor, hem   Biraz durup düşünüp/hissederek,
          rasyonel akla hem de duygusal   seçimler yapıp, karar verip, eyleme   Boş verin kendi CEO’nuz olmayı,
          zihne dönmek durumunda          geçmek suretiyle evrime/ etrafımızda   kendi Che Guevara’nız olun. Şimdi,
          kalıyorsunuz. Siz, evet siz, hakiki   olana bitene ve kendimize müdahale   bugün, burada; tam zamanı, tam
          siz; anne, baba, çocuk, kardeş,   etmeye başladığımızda, kendi öz   yeri…
          kuzen, yeğen, dayı, hala, teyze, amca   devrimimizi inşa etmeye başlıyoruz.
          rolleriniz değil. Doktor, mühendis,
          iş adamı, işçi, çalışan, yönetici   Kendi CEO’nuz olun
          rolünüz hiç değil. Soru, “hakiki” size   Yönetim biliminin babası Peter
          yönelik. Soruyu soran, içinize dönün,   Drucker, Kendini Yönetmek
          hissedin ve düşünün, samimi olun   (Managing Oneself) makalesinde,
          ve gerçek halinizi paylaşın istiyor.   şirketlerin çalışanların kariyerlerini
                                          yönetmediklerini, insanlara kendi
          Bölünemeyen bir “öz” var içimizde,   CEO’ları olmaları gerektiğini ve
          sahici bir “öz”. Ona dönmemizi,   kendi güçlü yanlarına dayalı gelişim
          farkına varmamızı bekliyor. Kendinize   stratejilerini oluşturmalarını salık
          karşı dürüst olun,“öz”ünüz ne istiyor?  verir.

          Aklınıza ve kalbinize kulak verin;   Şimdi bir de Oruç Aruoba’ya kulak
          ikisinin dengesini bulup eyleme   verelim:
          geçin...                        “Kişi, hep, kendi kendisini işlemek
                                          zorunda olandır:
          (D)EV’rim kayıtsızlığın ötesi   Kişi işlenmedikçe, dünyanın en ham
          Hiçbir şey yapmasak, olana bitene   şeyi---
          kayıtsız kalsak, hatta dirensek bile,   bile değildir; hiçtir---yoktur...
          her daim içimizde bir evrim gelişiyor.  Kişi kendini işlemeden var olamaz--
                                          -nasıl ki insan da
          Dönüp de bir bakın 5 yıl önceki   başkalarınca işlenmeden var olamaz
          halinize; nasıl da değiştiniz… Peki   (hani şu "eğitim"...).
          bu gelişim nasıl oluştu? Olayların   Kişinin varoluşu kendi kendisini
          akışına (olana bitene);         işlemesidir
            ¬ direnmeyi seçerek mi? (Mukavim)  ---yani, kendi kendisini var etmesi...
            ¬ kayıtsız kalarak, farkında olmadan   Kişi, kendisini işleyerek kendini var
                                          edendir.
           uyurgezer yaşayarak mı?
           (Uykucu)                       Kişi işleyerek var olandır.
            ¬ uyanıp, eyleme geçmede etkisiz,
           uykusuz kalarak mı? (Uykusuz)  Kişi, işler, olur...”
            ¬ uygun değişimi kendimizde
           yaratmak için eyleme geçerek mi?   Hepimizin içinde bir cevher saklı,
           (Kuyumcu)                      —   bu cevheri bulmak,                              Özkan Zere



                                                                                                            23
   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30